diyaliz hastası diyalize girmezse ne olur
Diyalizhastası iyileşir mi? Ama yine de canlı vericili böbrek nakli yaparak bu hastaları diyalizden kurtarabiliyoruz. Diyalize giren hastalarda beklenen yaşam süresi, böbrek nakli olanlarda beklenen yaşam süresinin 5'te 1'dir. Diyalize başlayan her 100 hastanın 5 yıl sonra yüzde 59'unu, 10 yıl sonra da önemli bir kısmını
Buişleme Arterio-Venöz Fistül adı verilir. Acil şekilde diyaliz uygulaması yapılacaksa damar içinde kateterizasyon uygulaması yapılır. Diyalize girecek olan hastalar diyaliz merkezlerinden yardım alabilir. Özel hastaneler ve özel diyaliz merkezlerinde diyaliz fiyatları araştırılmalıdır.
Bakımı ile ilgili plan hazırlar, sonuçları değerlendirir, gereksinim halinde düzenlemeler yapar. Hastaların kendi kendine yönetim ve bakım çalışmaların destekler. Hastanın diyaliz makinesine bağlanmasında görev alır. İlk defa diyalize girecek hastayı hemodiyaliz ekibi ile tanıştırır.
Bu sene ev hemodiyaizine başladım. Ev ortamında daha rahat diyaliz oluyorum. Gece diyaliz yaptığım içinde sosyal hayatımı engellemiyor.. İşimi hiç engellemiyor bi gece kurumda nöbet bi gece diyaliz devam ediyor. Ha uykusuzlık evet bi hafta 2 gece sonraki hafta 1 gece rtahat uyuyabiliyorum..
DiyalizHemşiresi Görev, yetki ve sorumlulukları Hemşirenin genel görev, yetki ve sorumluluklarının yanı sıra; a) Hastanın kendi kendine yönetimi ve bakımını destekler. Hastayı diyalize hazırlar. Hasta, ilk defa diyalize giriyor ise diyaliz ekibi ve diğer hastalarla tanıştırır. İşlem ve diyaliz merkezi hakkında bilgi verir.
Mon Mari Est Accro Aux Sites De Rencontre. Merhaba, babam diyaliz hastası. Aynı zamanda kalp hastası. Diyaliz hastalarının diyalize girdikleri kolunda fistül düzeneği olur bilen bilir. Damarlara bir operasyon yapılır fistül açılır. Babam'da sağ koldan giriyordu 14 yıldır. Son 3-4 gündür kolu inanılmaz derecede şişti ve kızardı. İkinci bir kol çıktı adeta çok fazla bir şişkinlik vardı ve sertleşti kolu. Devlet hastanesine gittik dün sabah, oradan şehir hastanesine yönlendirdiler. Kan pıhtılaşması olabilir ve beyine giderse ölüme yol açabilir dediler. Acil olarak şehir hastanesine gittik. Şehir hastanesinde sadece kan aldılar. Hiç bir işlem yapılmadı. Antibiyotik bile yazılmadı. Sadece kan aldılar. Kalp ve damar cerrahisi doktoru oturduğu masa başından tahlillere göre dediği şey "Bu kol ile diyalize giremez" olmuş. Sonrasında da Kalp ve damar cerrahisine yönlendirip "kateter takılması lazım" dedi. Kendisi kalp ve damar cerrahisi doktoru ve bizi kalp ve damar cerrahisi doktoruna yönlendirip kateter takılması lazım diyor, şaka gibi. Kateter göğse açılan damar yolu, ve 15 dakikalık bir işlem. Evet sabah gidilen hastaneden hiç bir şey yapmayıp saat akşam 4 gibi taburcu ediyorlar. Evet hiç bir şey yapmayıp "kateter takılması lazım" deyip taburcu ediyolar. Bu kol ile de diyalize giremezsin diyor doktor. Kalp ve damar cerrahisi doktorun kateter açması gerekiyor ama bunu kendisi söyleyip taburcu ediyor. Bir antibiyotik bile bir diyaliz hastası haftada 3 kere diyalize girer. 1 kere bile girmezse ölür. Öyle 1-2 gün ertelenebilecek bir şey değil. Hatta yeri gelir diyaliz günü gelmeden rahatsızlanırsa diyalize gidebilir. Çok su tüketir ya da terleyemez ise gününden önce girmesi gerekir. Böyle çok ölüm vardır. Yani bırakın ertelemeyi özellikle bayramlarda çok fazla tatlı ve su tüketiminden dolayı rahatsızlanıp diyalizden dün çıkmasına rağmen ölen insanlar vardır. Bu yüzden diyaliz hastaları her şeyi tüketmez dikkatli yer yani perşembe akşam eve geldik ve bugün yani cuma diyalize girmesi gerekiyor. Alelacele diyalizi aradık, diyalizin de anlaşmalı olduğu bir özel hastanede var bu sabaha randevu aldık ve 2000 TL karşılığı kateter takıldı ve bugün diyalize girdi. Normalde 4000 TL olduğunu söyledi özel hastane. Babam memur ve sigortası var haliyle. Fakat koskoca şehir hastanesi bir kateter bile takmadan nasıl yollayabilir hastayı. Diyaliz ertelenebilecek bir şey değil. Hiç bir tavsiye bile vermeden yol göstermeden kateter takılmalı deyip taburcu ettiler. Bizi kendi çaremize bakmaya ittiler. Binlerce hasta kapasitesi olan şehir hastanesi bir kateter takamıyor mu?Her konuda başımızın çaresine bakmaya çabalıyoruz millet olarak ama sağlık konusunda hizmet alamıyorsak ve özel hastanelere mecbur kalıyorsak artık kendimi hiç güvende hissetmiyorum. Sağlık sistemine güvenemeyecek miyiz?Düzenleme Sağlık bakanlığına ve cimer'e şikayet ettik. Bir sonuç çıkmaz muhtemelen ama belki sonra ki hastalar için düzeltirler bu saçmalığı. Buraya da konu açmak şuan ki hali Sürekli soğuk kompres yaparak şişliğini biraz olsun aldık, dün'e göre daha iyi Düzenleme 17 nisan Kateteri hallettik ama kol iyice enfeksiyon kaptı. Şişlik çok arttı. Sebebi enfeksiyon ve hangi hastaneye gidersek gidelim biz bir şey yapamayiz deyip şehir hastanesine yönlendiriyolar. Şehir hastanesine gidicez tekrar umarim enfeksiyon için bir şey yaparlar artık. Zor durum maalesef, umarım babanız toparlanır ve rahat eder. Ülke bozuluyor, gerçek bu, karşı çıkan çok fakat yaşayarak görüyoruz. Şov var, atar var, gösteri var, parmak sallama var, vatandaşı umursayan yok, ülkeyi düşünen yok, çözüm bulan yok, yardım eden yok, hakkınızı arayın, kolay değil, bunu yapmak da mesele fakat aramanız önemli, sessiz kaldığımız için başımıza her türlü olay geliyor, gerçi hak aransa susturma çabası ve atar başlıyor, fena bozulduk. Sağlık, eğitim, çalışma, yaşam koşulları adım adım bozuluyor, endişe var, akıllanırsak rahat ederiz yoksa çok çekeriz. Kolaylıklar diliyorum, sorunu çözmeye bakın, hakkınızı arayın, susmak yanlış da ülkece alıştık. İki ortaklı, her noktaya düşman zihniyet kendi nefretinin, kendi öfkesinin peşinde, gram umursamıyor, alkış patlatılıyor. Ya kurtuluruz ya da ineriz. Teşekkür ederim hocam. Kateter'i hallettik ama enfeksiyon kola yayıldı iyice. Şişlik arttı. Hangi hastaneye gidersek biz bir şey yapamayız şehir hastanesine gidin diyolar. Şimdi tekrar gidiyoruz şehir hastanesine. Umarım artık alırlar enfeksiyonu. Geçmiş olsun diliyorum, umarım problemler çözülür ve rahat edersiniz. Ülke yoruyor, aksilik oldu mu daha fazla yoruyor, keşke böyle olmasaydı ama oldu. Sorunları çözün, uygun zamanda da şikayetlerinizi yapın, çözerlerse herkes rahat eder. Neye el atsak problem yaşanıyor. Sıkıntısız bir iş halledemez hale geldik. Babanız kendisine iyi baksın, bol bol dinlensin. Sağlıkta geldiğimiz son durum bu. Suri değiliz diye adam yerine konulmuyoruz kendi geçmiş olsun. Umarım kısa zamanda düzelir Babanız... gidiyorlarsa gitsinler biz de pratisyen hekimlerle devam ederiz diyen bir dünya lideriniz vardı. Sahi ne oldu?Pratisyen doktorları saraya alsın önce. 20 Nisan düzenleme Tahlil sonucu enfeksiyon çıktı. 3 gündür hastanede yatıyor. Tedaviye alındı. Hastane geç kaldığı için ciğere ve kalp kapağına yapışma ihtimali var diye de sürekli tahli yapiliyor. Daha bir süre daha yatacak. Ulaşabildigimiz her yere şikayet ettiğimiz için şehir hastanesi başhekimi arayıp özür diledi. Şimdilik sorun yok. Sayfaya Git Sayfa
Bu Yazıda Neler Var?1 Kaç Çeşit Diyaliz Vardır? Hemodiyaliz Nedir? Periton Diyalizi Nedir?Diyaliz nedir? Kaç çeşit diyaliz vardır? Böbrek yetmezliği olan hastalarda, vücutta birikmiş olan zararlı maddelerin ve fazla sıvının yarı geçirgen bir zar aracılığıyla süzülerek temizlenmesi işlemine diyaliz adı verilir. Bu tedavinin amacı yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesinin artırmaktır. Böbrek nakli bekleyen hastalara uygulanır. Böbrek yetmezliği, böbreklerin çalışmasının yavaşlaması veya durması sonucu kanda bulunan su, tuz ve diğer minerallerin dengesinin bozulması durumudur. Kaç Çeşit Diyaliz Vardır? Diyalizin hemodiyaliz ve periton diyalizi olmak üzere iki türü bulunmaktadır. Hemodiyaliz Nedir? Hemodiyaliz Nedir? Hemodiyaliz tedavisi ilk defa 1944 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Hastanın kirli kanı diyaliz makinesindeki özel bir zardan geçirilerek temizlenir. Hemodiyaliz tedavisi uygulanmadan önce hastanın kanının alıp hemodiyaliz makinesine vermek için damar yolunun hazırlanması gerekir. Bunun için hastanın atardamarı ile toplardamarı cerrahi bir işlem ile birleştirilir. Bu birleştirme işlemine arteriovenöz fistül denir. Bazı acil durumlarda ise diyaliz tedavisi damar içine bir kateter takılarak da uygulanabilir. Hemodiyaliz tedavisi, böbrek yetmezliğinin derecesine göre haftada 2 ya da 3 kez, 4-6 saat aralıkla uygulanır. Tedavi genellikle hastanede ya da diyaliz merkezinde uygulanır. Ancak, uygun ekipmanlar sağlandığı koşulda evde de uygulanabilir. Periton Diyalizi Nedir? Periton Diyalizi İlk defa 1923 yılında uygulanmıştır. Periton, karın boşluğunda bulunan organların etrafını çeviren zardır. Periton diyalizinin hemodiyalizden farkı, özel membranın kullanılmamasıdır. Periton diyalizinde, özel bir solüsyon hastanın karın boşluğuna verilmektedir. Karın boşluğuna verilen bu sıvı karın içerisinde 4-6 saat bekletilir ve daha sonra yenisiyle değiştirilir. Bu süre içerisinde hastanın kanında bulunan fazla sıvı ve zararlı maddeler solüsyona geçmektedir. Bu işlem hasta günde 4-5 defa tekrarlanır. olarak tüm hastalarımıza detaylı ve doğru bilgiyi aktarmak amacıyla kurulduk. Hastalalıklarınızın tedavisinde işinize yarayacak tüm bilgilere doğru olarak platformumuz üzerinden ulaşabilirsiniz. E-Mailinfo
Editör Serkan Emre Eroğlu Giderek yoğunlaşan ve hasta sayılarının binlerle ifade edilmeye başladığı, hemaglütinin ve nöraminidaz numaralarının hayvan adları ile korkunç haller aldığı günümüzde öncelikle hepimize kolaylıklar diliyorum. Geçen hafta çalıştığım alanda takibini yaptığım hipertansif akciğer ödemi tablosuyla gelen bir son dönem böbrek yetmezliği SDBY hastasıyla ilgili bana yol gösterebilecek ne bulabilirim, akılda ne tutabilirim diye araştırırken karşılaştığım bir yazıyı kısa özetler halinde olsa da sizlerle paylaşmak istedim. Bu yazımızda son dönem böbrek yetmezlikli hastalarda karşımıza çıkabilecek bazı klinik tablolar ve bu tabloların yönetimiyle ilgili önerilerle karşınızdayız. Keyifli okumalar. Dispne + Son Dönem Böbrek Yetmezliği Dispne ile gelen her hasta atlanmış bir diyaliz seansı sonrası akciğer ödemi tanısı almak zorunda değildir. Aklımıza gelen tanısı ve tedavisi en kolay tanı olsa da işin aslı her zaman böyle olmayabilir. Dispne + Hipotansiyon Kardiyak tamponat olabilir. Kardiyak Tamponat Yapılan fizik muayanede ulaşılan bulgulardan sinüs taşikardisi, hipotansiyon hiçbiri tek başına tamponat tanısının konmasında yüksek derece sensitivite veya spesifiteye sahip değildir.1 Akciğer Grafisi Kalp gölgesi mümkünse eski görüntülemelerle karşılaştırılabilir. EKG Yokluğu tanıyı dışlamasa da elektriki alternans tamponat düşünmemize katkıda bulunabilir. Amal Mattu taşikardi ve EKG’de voltaj düşüklüğünün aksi ispat edilinceye kadar tamponat olduğunu bize hatırlatır USG Her zaman olduğu gibi hayat kurtarır, tanıyı koydurur, perikardiyosentez yapmamıza yoldaş olur. Göğüs Ağrısı + Son Dönem Böbrek Yetmezliği Sık sık karşılaştığımız bu ikili belki de en çok arada kaldığımız hasta popülasyonunu oluşturur. SDBY hastalarında ölümlerin yaklaşık %50′ sinin de iskemik kalp hastalıklarından olduğu 2 ifadesi yüzümüze vurunca da işler biraz daha karmaşık hal alır. Hastamızın SDBY nedeni olan ve eşlik eden hastalıkları zaten EKG’ de iskemik değişiklikler olarak ilk EKG’mizde karşımıza çıkacaktır. Azalan renal klirens nedeniyle acilinizde hangi tip troponin çalışırsanız çalışın gelen sonuç cut off değerinin üzerinde olacaktır. İşte bu anda yeni gelişen dinamik EKG değişiklikleri ve özellikle ST segment değişiklikleri göz önüne alınmalı ve troponin yükseklikleri imkan var ise hastanın eski değerleri ile karşılaştırılmalıdır. Hastanız akut koroner sendrom ise asetil salisilik asit, klopidogrel , heparin enoksaparin hariç ve trombolitik dozlarında ayarlama yapmanız gerekmez. Hiperkalemi + Son Dönem Böbrek Yetmezliği Klavuzların algoritma sayfalarının vazgeçilmez sağ alt köşe kutularının başlıklarından hiperkalemi mutlaka göz önüne alınmalı ve mevcudiyetinde tedavi edilmelidir. EKG değişiklikleri ve hiperkalemi Hiperkalemide okul yıllarımızdan bu yana bildiğimiz T sivriliği, QT kısalması, PR uzaması, QRS genişlemesi gibi EKG bulgularını görmekteyiz ancak tek başına EKG’yi hiperkalemiyi dışlamak için kullanamayacağımızı da bilmeliyiz.3 Aynı zamanda EKG değişiklikleri ile serum potasyum seviyelerinin korelasyon göstermeyebileceğini de unutmamalıyız. Amal Mattu tarafından gösterdiği ritm çeşitliliği açısından elektrokardiyografinin sfilizi olarak değerlendirilen hiperkalemi, aritmi ile karşımıza çıkan tüm SDBY hastalarında aklımızın bir köşesinde bulunmalı. Dispne + Son Dönem Böbrek Yetmezliği + Pulmoner ödem Diyet uyumsuzluğu, irregüle yüksek kan basıncı, sistolik disfonksiyon gibi nedenlerin hangisinden kaynaklanırsa kaynaklansın, nitrogliserin ve NİMV bize zaman kazandırır, kesin çözüm diyalizdir. Umarım ELISA için laboratuvarınız açıktır, acilde katateriniz kalmıştır ve diyaliz hemşireniz yakınlardadır. Son Dönem Böbrek Yetmezliği + Anemi Eritropoetin eksikliğinin sonucu olarak karşımıza çıkan anemi transfüzyon gerektirecek düzeyde ise hem potasyum değişikliklerini hem de volum kontrolünü sağlamak adına diyaliz esnasında replase edilmeli.2 Ateş + Son Dönem Böbrek Yetmezliği Ateşli bi SDBY hastasında etyoloji aranırken immünsüprese oldukları akılda tutulmalı. Odak araştırmalarına mutlaka fistül ve katater yeri eklenmeli. Hatırlamak için bir mnemonikLUCCASSSLung, Urine, CNS, Cardiac, Abdomen, Skin, Spine diskit osteomiyelit vb.,Septic Arthritis İdrar çıkışı olmayan SDBY’li hastalarda da üriner sitem enfeksiyonu görülebildiği unutulmamalı.4 Periton diyalizi alan hastalarda peritonit mutlaka akla gelmeli.Karın ağrısının olmamasının peritoniti dışlayamayacağı hatırlanmalı. Baş ağrısı/Konfüzyon/Bozulmuş mental durum + Son Dönem Böbrek Yetmezliği DDS Diyaliz Disequilibriyum Sendromu Diyaliz sırası ve hemen sonrasında baş ağrısı ile karakterize düşen osmolariteye bağlı beyin ödemi kaynaklı olduğu düşünülen sendrom . Destek tedavisi ile takip edilir. Subdural hematomlar ve hemorajik serebrovasküler olaylar olmazsa olmazlarımız. AYRICA BU HASTALARDA NSAİİ ve nitrofurantoin kullanılmamalı. Morfin türevi ilaçlarda opioid %50 doz azaltımına gidilmeli. Kontrast verilmesi kesin surette gerekiyor ise renal hasardan endişe edilmemeli. Potasyum seviyesi bilinmeden SDBY’li hasta entübe ederken suksinilkolin verilmemeli. Sizler için özellikle teknik imkan azlığı durumunda yönetimi zor olan son dönem böbrek yetmezlikli hastalarla ilgili ufak hatırlatmalarda bulunmak istedik. Bir sonraki yazımızda tekrar görüşmek üzere… KAYNAKLAR Alder Y,Charron P,İmazio M,et al. 2015 ESC guidelines for the diagnosis and management of pericardial disease. The task force for the diagnosis and management of the pericardial diseases of the European Society of Cardiology ESC endorsed by The European Association for cardio-thoracic surgery. EACTS Venkat A, Kaufmann KR, Venkat KK. Care of the end-stage renal disease patient on dialysis in the ED. Am J Emerg Nov;247847-58 Ahmad Z. Hyperkalemia as a medical emergency in patients with ESRD on hemodialysis. Pak J Med Sci 2010;261117-122 Mehrdad Payandeh, Dariush Raeisi, Ali Shahriari-Ahmadi. Asymptomatic Bacteriuria and Pyuria in Patients with Chronic Renal Failure Undergoing Hemodialysis at Dialysis Centers in Kermanshah, Iran. Research Journal of Microbiology 10 9 447-451, 2015
Türkiye'de 70 bine yakın böbrek yetmezliği hastası, haftada ortalama 3 gün hemodiyalize giriyor. Bu hastaların yüzde 70'i özel diyaliz merkezlerinden hizmet alıyor. Son birkaç yıldır artan maliyetler nedeniyle 20'den fazla diyaliz merkezi kapısına kilit vurdu. Sektör temsilcileri, Avrupa'da ortalama 250-300 Euro, ABD'de 250 dolar olan diyaliz seans ücretlerinin Türkiye'de güncel kurla 28 Euro'ya geldiğini ve bu fiyatla bu hizmetlerin sürdürülebilmesinin artık mümkün olmadığını kaydetti. Türk Böbrek Vakfı Başkanı TBV Timur Erk, özel diyaliz merkezlerinin kamudan büyük bir yükü aldığına dikkat çekerek "On binlerce hastayı bu merkezler hayata bağlıyor. Türkiye'nin böbrekleri iflas etmek üzere. Hasta başı ücretlerinde acilen bir düzenlemeye gidilmesi gerekiyor" diye konuştu. Büyük şehirlerden, en kırsal bölgelere kadar ülke genelindeki sayısı 306'yı bulan özel diyaliz merkezleri, artan maliyetler nedeniyle kapısına kilit vurma tehlikesiyle karşı karşıya. Haftada üç gün diyalize girmek zorunda olan, diyalize girmezse hayatını kaybetme tehlikesi yaşayan 70 bine yakın böbrek yetmezliği hastasının yaklaşık 45 bini, özel diyaliz merkezlerinden sağlık hizmeti alıyor. 1979 yılından beri sigorta kapsamında geri ödeme listesinde bulunan diyaliz hizmetlerinde ücretler, Sağlık Uygulama Tebliğ SUT ile belirleniyor ve hastadan tek kuruş ücret alınmadan, tamamen SGK tarafından karşılanıyor. Diyaliz merkezlerinin özel hastaneler gibi SGK farkı alma yetkisi yok. Şubat 2022'den bu yana diyaliz seans ücreti 517 TL olarak ödeniyor. Ancak sektör temsilcileri, bu fiyatla ayakta kalmanın mümkün olmadığına dikkat çekiyor. 'HASTALAR CİDDİ SIKINTI YAŞAYACAK' Türk Böbrek Vakfı Başkanı TBV Timur Erk ise, dünyada, özellikle Avrupa'da, son 5 yıldır diyaliz hizmetleri kalitesi açısından Türkiye'nin ilk sıralarda olduğunu kaydederek "Diyaliz farklı bir sektör. Şu anda 70 bin hastanın böbreği, onların hayatının korunmasından sorumlu. Bu merkezlerimiz ve on binlerce hastanın böbreği iflasa doğru gidebilir. Eğer bu sektörün elinden tutulmazsa ne yazık ki bu merkezlerde baktığımız hastalar ciddi şekilde sıkıntı yaşayacak. Türkiye, pandemi süreci boyunca 2 yıllık süreçte, dünyada diyaliz hastaları içinde en az kayıp veren ülke oldu. Bu, şahane bir tablo. Özel diyaliz merkezlerinin hizmet kalitesini de ortaya koyuyor. Çünkü pandemi döneminde diyaliz merkezleri ek maliyetleri hiç düşünmeden aynı kalitede hizmet vermeye devam ettiler. Akaryakıt zamları geldi, işletme malzemelerinde çok büyük artışlar oldu, ilaveten kira giderlerinde de ciddi artış oldu. Dolayısıyla seans ücretlerinde mutlaka yeni bir düzenlemeye gidilmesi lazım. Söz konusu sektör, doktoru, hemşiresi, hizmet kadrosuyla 400-500 bin kişiye de istihdam sağlıyor. Diyaliz hastalarımızın çoğunluğu haftada 3 kez diyalize girmek zorunda. Bunun ötelenme, ertelenme imkanı yok. Bu hastaların sıra bekleme vs. şansı yok. 35 seneden beri sektörün içinde olan bir kişi olarak söylüyorum, kamunun yükünü de ciddi şekilde azaltıyor özel diyaliz merkezleri" dedi. 'KANUN GEREĞİ FİYAT FARKI ALAMIYORUZ BÖYLE BİR TALEBİMİZ DE YOK' Ankara Ticaret Odası ATO Sağlık Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Raşit Mandıroğlu da diyaliz merkezlerinde kanun gereği fiyat farkı alınmadığını vurgulayarak "Biz hastadan hiçbir fark alamayız hiçbir hizmet adı altında. Sadece tek belirleyici devlettir. Kaldı ki hastalarımızdan fark alınması söz konusu dahi olamaz. Çünkü bu hasta grubunun çoğu zaten yıllardır kronik bir hastalıkla uğraşıyor ve maddi olarak iyi durumda değil. Mağdur olurlar. Bizim böyle bir talebimiz yok zaten. Biz sektör olarak bu sistem içerisinde devam edebilmek için seans fiyatlarımızın güncellenmesine ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Mandıroğlu, dünyanın en kaliteli hizmetini veren ülkemizdeki diyaliz sektörünün yaklaşık 45 bin hastayı ilgilendirdiğine işaret ederek "Birkaç yıl öncesine kadar 327 diyaliz merkezi iken şu anda bu sayı 306'ya düştü. Bu 20 küsur diyaliz merkezi kapısına kilit vurmak zorunda kaldı" dedi. 'YÜZDE 50 ARTIŞ LAZIM' Diyaliz seans ücretlerini devletin belirlediğini ve SUT ile tebliğ edildiğini de vurgulayan Mandıroğlu, "Şubat ayında bir rakam çıktı ortaya. Ama şubattan bu yana gelen zamlar, aldığımız rakamın çok çok üzerinde. Şu an diyaliz seans ücreti 517 TL. 4 saatlik hizmettir bu. Hastanın evinden alınıp bırakılması, tıbbi tedavisi, ilaçları serumları, sarf malzemesi, doktor hemşire hizmeti dahil hepsi içinde 517 TL'ye hizmet veriyoruz. Bugün Avrupa ortalaması seans ücreti Almanya 189 Euro, Hollanda, İsviçre 250 Euro diğer ülkeler 300 Euro civarı. Amerika'da ise 250 dolar. Türkiye'de şu anda güncel kurla baktığımızda, 28 Euro. Bu hizmet kalitesini bu fiyata sürdürmek imkansız. Özel diyaliz merkezleri kamunun yükünü de çok ciddi şekilde alıyor. Bugün 306 diyaliz merkezi, Türkiye'deki hastaların yüzde 70'ine hizmet veriyor. Bu da 45 bin kişi demek. 45 bin hastamızın mağdur olmaması için, bizlerin kamu hizmeti niteliğinde iş yaparken zor duruma düşmemesi ve 1979'dan beri geri ödemeye girmiş bir sistem içerisinde varlığımızı sürdürebilmemiz için, rakamlarımızın acilen yükseltilmesi gerekiyor. En az yüzde 50 zam gelmesi gerekiyor ki diyaliz merkezleri ayakta kalabilsin" şeklinde konuştu.
Yaz mevsiminin gelmesiyle beraber diyalize giren hastaların beslenme konusunda kontrollü olması ve artan meyve tüketime bağlı sıvı alımını sınırlandırması gerekmektedir. Diyaliz hastalarına uyarıda bulunan Ege Üniversitesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Ok, “Sıvı tüketimi diyaliz hastaları için oldukça önemlidir. Artan sıcaklık değerleri ve yaz mevsiminde meyve çeşitlerinin fazlalığı sonucu tüketiminin artması, vücutta fazla su birikmesine yol açar. Vücutta biriken fazla sıvı tansiyonu yükseltebilir, ödem ve kalp yetmezliğine yol açabilir” dedi. Sıvı alımının ve meyve çeşitliliğinin artması sebebiyle yaz ayları, diyaliz hastaları için beslenme açısından en fazla dikkat edilmesi gereken dönemlerden giren hastaların her zaman sıvı alımını asgari düzeyde tutmaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Ercan Ok, “Sağlıklı insanların aksine, diyaliz hastalarında böbreklerin çalışmaması nedeniyle sıvı birikime yol açan sıvı alımının artması bir çok olumsuzluğu beraberinde biriken fazla sıvı tansiyonu yükseltebilir, ödem ve kalp yetmezliğine yol açabilir. Diyaliz hastaları vücutlarında biriken suyu ancak diyalizle atabiliyor. Dolayısıyla vücutta biriken suyun fazla olması, diyaliz esnasında kramp ve ani tansiyon düşmesine yol bu ayrıntılar düşünüldüğünde, beslenme düzeninin de sıvı alımını gerektirmeyecek şekilde düzenlenmesi gerekiyor” diye konuştu. Tuz, fosfor ve potasyum içeren besinlerden uzak durun! Diyaliz hastalarınınyaz aylarında özellikle tuzlu, fosfor ve potasyum içeren besinleri tüketirken kontrollü olması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ercan Ok, “Tuzlu besinler susama hissi yarattığından, kişinin su içerek iki diyaliz seansı arasında fazla kilo alımına ve yüksek tansiyona sebep olur. Yüksek tansiyon ya da çok su içme sonucu kalp duvarları gerilir, zamanla kalp büyür ve kalp yetmezliği meydana gelir” diye konuştu. Tuzlu besinlerin yanı sıra potasyum ve fosfor açısından zengin olan besinlerin tüketimine önemle vurgu yapan Prof. Dr. Ercan Ok, “Besinler yoluyla alınan fazla fosforun kanda birikmesi Üremik Kemik Hastalığı denen bir çeşit kemik hastalığına, kan damarları ve yumuşak dokularda kireçlenmeye sebebiyet ihtiyaçtan fazla alınması ise kanda potasyum miktarını yükseltir ve kalpte ritm bozukluğu hatta krizine neden olabilir. Bundan dolayıdır ki diyaliz hastaları besinleri tüketirken kontrolü elden bırakmamalı” dedi. Diyaliz hastaları yaz mevsiminde hangi besinleri tüketmemeli? Diyaliz hastalarındadikkat edilmesi gereken besinler konusunda bilgi veren Prof. Dr. Ercan Ok, “Domates, biber, karpuz, kavun, kiraz, vişne, şeftali, kayısı ve üzüm yaz sebze tüketimindeki temel sıkıntı, aşırı tüketimleri ile sıvı fazlalığı ya da potasyum ve fosfor kontrolü konusunda sıkıntı yaratmalarıdır. Yazın sonlarına doğru yetişen taze ceviz ve fındıktan yüksek fosfor içerikleri nedeni ile özellikle uzak durmak gereklidir. Yazın sonlarına doğru yapılmaya başlanan ev salçalarından ve turşularından, diyaliz hastaları mutlak suretle kaçınmalıdır. Her mevsim için geçerli olmak üzere, bütün sebze ve meyvelerin aşırı tüketiminden kaçınmak hem potasyum hem de fosfor düzeylerimizin normal seyretmesi açısından önemlidir” diye konuştu. “Meyvelerdeki su oranınınyüksek olması, diyaliz hastaları açısından risk taşıyor”diye vurgulayanProf. Dr. Ercan Ok, “Meyveler, yaklaşık olarak yüzde 90 su içerir. Bir orta boy şeftali, elma ya da 5-6 adet çilek bir bardak suya denk gelmektedir. Yine büyükçe bir dilim karpuz iki bardağa yakın sıvı içerir. Diyaliz hastaları aşırıya kaçmadan porsiyon kontrolünü doğru yaptıkları takdirde yaz mevsiminin nimetlerinden faydalanabilirler” açıklamasını yaptı. “Ev Hemodiyalizi ile beslenme kısıtlamaları büyük ölçüde ortadan kalkıyor” Diyaliz hastalarının beslenme kısıtlamalarının aksine, Ev Hemodiyalizi tedavisi gören hastalar daha rahat beslenebiliyor. Klinik diyalizi ile Ev Hemodiyalizi arasındaki farklara değinen Prof. Dr. Ercan Ok, “Haftada 3 gün 4 saat diyalizle herşeyi tam düzeltemiyoruz. Bu nedenle hastalardan sıkı perhiz yapmalarını istiyoruz. Diyaliz hastalarının yaşadığı sorunların çözümü, diyaliz süresini uzatmaktan geçiyor. Kliniklerde diyalizler haftada 3 gün 4 saat yapılıyor. Diyalizin haftada 3 gün 8 saat yapılmasını mümkün kılan Ev Hemodiyalizi sayesinde, hastanın tansiyonu, kandaki fosfor oranı ve kan değerleri normal oluyor ve yeme-içme kısıtlamaları da büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Ev Hemodiyalizi ile ilaç kullanımına dahi gerek kalmıyor. Ayrıca diyaliz sırasında ya da sonrasında halsizlik, tansiyon düşmesi, kramp gibi durumlar da görülmüyor. Ayrıca diyaliz hastalarının kabusu haline gelen sıvı tüketimi ile alakalı kontrolü de minimum seviyeye indirmeye yardımcı oluyor” dedi. Diyaliz hastaları tatile gidebilir mi? Diyaliz hastalarına moral yönünden yararlı olacağı için tatile çıkmaları yönünde tavsiyede bulunan Prof. Dr. Ercan Ok, yaz mevsiminde nasıl davranmaları gerektiğiyle ilgili hastalara bir dizi öneride bulundu. Prof. Dr. Ercan Ok,“Yaz mevsiminde güneşin etkisinin yoğun olduğu öğle saatlerinde güneşin altında kalmamalı, ani kramplar yaşayabilme riskine karşı denize girmek isteyen diyaliz hastaları derin yerleri tercih etmemeli, dışarıda vakit geçirmeyi planlayan diyaliz hastaları yemek yemeden önce alınması gereken fosfor bağlayıcı ilaçlarını yanlarında taşımalıdır” diye konuştu. Tatile çıkmayı planlayan diyaliz hastalarına da tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Ercan Ok,“Tatil sırasında diyalize girecekleri merkez için önceden rezervasyon yaptırmalı, tatile çıkmadan kendi merkezlerinden tıbbi durumları ile ilgili bir rapor almalı, ilaç bulma sıkıntısı yaşamamak için en azından bir hafta yetecek kadar ilaç, tansiyon aleti, şeker ölçüm aletini yanlarında bulundurmalı, aşırıya kaçmamak kaydıyla fiziksel aktiviteler gerçekleştirmelidir” dedi.
diyaliz hastası diyalize girmezse ne olur